Çarşı izinine çıktığım şu yağmurlu pazar sabahında nette müzik dinlerken yapılacak en güzel şeylerden bir tanesi bloga yazı yazmaktır sanırım özellikle taze demlenmiş kupa bardakta içilen çay’a paha biçilemez sanırım …
Serseri mayınlardan farkımız kalır mı ki
Bir elmanın iki yarısı olamdıktan sonra
İlkbaharda yağan mevsimsiz kara inat
Kurduğumuz hayaller değilmiydi
O güzel ütopyamızı süsleyen
Sensizliğin en şiddetli zamanında
Yudumluyorum kan kırmızısı şarabımı
Herşeye meydan okurcasına
Aslında herşeyden korkarak
Sen düşlerimde ki mercan maviliklere
Savrulan ilk yağmur damlası
Sonsuzluğun en karanlık noktasında
Bülbül’ü bekleyen Gül’e benzer
Gözlerinde ki hüzünlü sadakat
Şimdi düşlerimin neresindesin
Bilmem,Bilemem …
Bana sorarsan bilmekte istememKorkarım …
Esiri olduğum yanlızlığım girdabında boğulmaktan
Popularity: 26% [?]



Paz, Ara 26, 2010
Edebiyat